| Mekanik aksamından üstündeki elişi süslemelere, kişiye özel motosiklet tasarlıyor |
|
Tarhan Telli İstanbul’un göbeğinde mekanik aksamından üstündeki elişi süslemelere, kişiye özel motosiklet tasarlayıp dünya devlerine kafa tutuyor. Telli bu aralar Osmanlı temasının işlendiği bir motosiklet üzerinde çalışıyor
Ailesi inşaat sektörüyle ilgileniyordu ama Tarhan Telli babasının yanında çalışırken bile zaman bulduğunda sanayide kiraladığı dükkanda arabaların dizaynını değiştirmeye başladı. Aslında çocukluğunda da buna benzer işler yapıyordu. Örneğin oynaması için verilen uzaktan kumandalı arabaların motorlarını değiştiriyordu. Otomobiller bir anlamda onun oyuncağı gibi oldu. Kendini otomobillerle tatmin eden bir işadamıyken bu kez motosikletlerle haşır neşir olmaya başladı. Eğitim için gittiği ABD’de kişiye özel motosikletlerin yapıldığı dünyanın en büyük merkezinde Custom Choppers’ta buldu kendisini. Üç buçuk yılı burada geçirdikten sonra adım adım bir motosikletin nasıl yapıldığını öğrendi. Şimdi Türkiye’de kişiye özel motosiklet tasarlayan tek isim oldu Tarhan Telli. Hatta öyle ki, Avrupa ve ABD’ye bile motosiklet üretmeye başladı. Yani bir anlamda bir motosiklet fabrikasında ne oluyorsa onun küçük şekli de Mecidiyeköy’deki TT Custom Choppers’ta oluyor. Burada üretilen yüksek kalitede motosikletler ünlü isimlere satılıyor.
Kişiye özel motosiklet tasarlayan TT Custom Choppers hem Türkiye’ye hem yurtdışına motosiklet satan bir firma. Firma, merkezi Kaliforniya’da bulunan Custom Crom firmasına 2005’ten beri motosiklet üretiyor. Bu yer dünyanın en büyük ağına sahip firma. Yani Tarhan Telli kendi modelini üretiyor onlar da orada satıyor. Son iki yıldır Türkiye’de talep patlaması yaşandığını anlatan Telli ‘Üretimi aslında Almanya’da yapacaktık. Türkiye’de üretim yapabileceğimizi ispatlamak istedik ve bu işin testlerine katıldık. Her motosiklet için 30’a yakın testten geçtik. Bu testler standartlara uymak için yapılıyor, birinden kaldığınızda hepsinden kalmış gibi oluyorsunuz. Testler üç buçuk yıl sürdü. Dünya standardında motosikletler üretmek için gerekli izinleri aldıktan sonra birbiri ardına siparişler aldık’ diyor. Öyle ki şirket 2009’a kadar sipariş almama kararı vermiş bile. Yani hayalinizdeki motosikleti yaptırmak için 2010 yılını beklemeniz gerekiyor.
39 BİN YTL’DEN BAŞLIYOR
Dört yıldır Avrupa’ya 200’ye yakın, Türkiye’ye de 50’ye yakın motosiklet yaptıklarını anlatan Telli fiyatların 39 ila 300 bin YTL arasında değiştiğini söylüyor. Bu kadar para iki tekerin üzerine yatırılır mı, diye düşünmeden edemiyor insan. Doğal olarak bu sorunun yanıtını merak ediyoruz, Telli şu yanıtı veriyor: ‘Kendinize özel bir araba meydana getiremezsiniz. Düşük bir meblağla kimsede olmayan bir motosikleti yapabiliyorsun. Bu motosikletler güç ve asaleti temsil ediyor. Sizin hayalini kurduğunuzu biz meydana getiriyoruz. Bu motorların üzerinde sihirli bir değnek var gibi. Bindiğinizde bütün sorunlarınızı unutuyorsun üzerinde.’
Biraz da burada üretilen motosikletlerden bahsedelim. Şu an ABD’de yaşayan bir Türk’e üzerinde Osmanlı’nın izlerinin olduğu bir motosiklet yapılıyor. Çalışmayla ilgili Telli şunları söylüyor: ‘Osmanlı dediğinizde ne akla geliyor hat sanatı, gravür, tuğra... ABD’de yaşayan bir Türk istedi bunu benden. İsmini vermek istemiyorum. İddia ediyorum Las Vegas’taki şovda bu motor birinci olacak. Çünkü dünyanın bildiği, korktuğu Osmanlı hiçbir motosiklette olmadı. Bunun değeri parayla ölçülmez’
Genç işadamları kapısında sırada
Pek çok işadamı Tarhan Telli’ye motosiklet tasarlatmış. Telli şöyle anlatıyor:
Helin Avşar ‘Pembeyi seviyorum’ dedi. İncik boncuk istedi üzerinde. Konsepti kendi oluşturdu, motorsikletin üstüne bin 480 tane swarovski taş koyduk.
İşadamı Onur Tahincioğlu mat renklerde askeri temalı bir motosiklet istedi. 2006’da Las Vegas’ta birinci oldu. En şaşırdığım tasarımlardan biriydi.
Anadolu Holding Fon Müdürü Tuğban İzzet Aksoy uzun boylu olduğu için oturduğunda rahat edebileceği, üzerinde kuru kafaların bulunduğu motosiklet istedi. İnanılmaz bir motosiklet yaptık ona. Üzerinde bin tane kuru kafa resmi var.
İzmirli işadamı Altuğ Önder bir gün elinde anneannesinin ona küçükken hediye ettiği oyuncak motosikletle buraya geldi ve ‘Bana bunun aynısını yapın’ dedi. Bittiğinde tekrar geldi, görünce ağlamaya başladı. Sanki sevgilisini ya da anneannesini ona vermişim gibi bakıyordu motosiklete.
Rusya’dan inanılmaz talep var. Salona koymak isteyenler oluyor. İki kişiye biblo motosiklet yaptım. Vinçle salona koyduk, bin bir zahmetle. Bir ay sonra telefon etti, ‘Çıldırmak üzereyim, gelin bunu indirin. Hemen kullanmam gerek.’ Şimdi üzerinden inmiyor.
‘Beni Türkiye tanımasa da dünya tanıyor’
Dünyanın önde gelen enstrüman firmalarından biri ürettikleri yeni klarnete bir Türk, Serkan Çağrı’nın ismini verdi. Serkan Çağrı ‘Sadece çalmakla olmuyor bu işler’ diyecek kadar iddialı
Vur patlasın çal oynasın tadındaki gecelerde insanları eğlendirerek evine ekmek götürenlerdendi Fevzi Bey. İnsanların keyfe gelmesiyle ekstradan para kazanırdı. İşi klarnet çalmaktı. Bir köşeye bıraktığı klarnete dokunmaya çalışan oğlunu hep engelledi ama oyuncağı olmayan bir evde bütün enstrümanlar oyundu. Oğlu Serkan Çağrı yedi yaşına geldiğinde klarnetin delik kısımlarına soktuğu parmaklarını oradan çıkaramayınca ağlamaya başlar, ev halkı ayaklanırdı. Zaten yan yana da pek bir komiktiler çünkü klarnetle aynı boydaydılar. Babasının klarneti o ulaşamasın diye dolapların üzerine saklaması pek bir fayda sağlamadı. Sonra oğlunu karşısına aldı ve ‘Bana bir söz ver. Düğünlerde sakın çalma, böyle bir iş yapma. Klarnetin okuluna git. Dünya çapında bir müzisyen ol’ dedi. Serkan Çağrı da öyle yaptı, Ege Üniversitesi’ ne girdi. 1996’da Grup Laçin’le birlikte yola çıktı. Grup Bu Senede Bekar Gezelim adlı şarkıyla geniş kitleler tarafından tanındı, sonra hep birlikte İstanbul’a geldiler. Ardından Çağrı yola tek başına devam etme kararı aldı. Bu arada Haliç Üniversitesi’nde öğrencilerine klarnet dersleri vermeye başladı.
‘İSMİMİ YAZDIRDIM SANDILAR’
24 yıldır elindeki klarneti sadece çalmakla yetinmedi, onu da geliştirme yollarını araştırdı Çağrı. Dört yıl üzerinde çalıştığı perde sistemi dünyanın önde gelen nefesli enstrüman firmalarından Amadi-Denak’ın dikkatini çekti, firma ürettiği klarnetlere Serkan Çağrı’nın sistemini uyguladı. 31 yaşındaki Çağrı bu gelişmeyi şöyle anlatıyor: ‘Bizim kullandığımız klarnete teknik anlamda bir katkım oldu. Yüz yıldır kullanılan sol klarnetin bir yetersizliği vardı, onu fark ettim. Yeni bir tuş ekledim klarnete. Firma altı ay sonunda benim istediğim enstrümanı uyguladı ve bana gönderdi. Tasarımını çizdiğim perdenin yönü, verdiği ton kalitesi bu sınıfta başka bir klarnet olmayışı nedeniyle benim ismimi verdiler.’
Kısa bir süre sonra dünyanın her yerine bir Türk’ün ismiyle klarnetler gönderilmeye başlandı. Bir anlamda dünya onu üflemeye başladı. Ama elbette bazıları da yanlış anladı bu durumu: ‘Bazıları ‘Ne güzel klarnetin üzerine isminizi yazmışsınız, ben de kendi ismimi yazdırmak istiyorum’ dedi. Resmi olarak bir firmanın kataloglarına girdiğini anlayamadı tabii.’
‘HÜSNÜ KLARNETİ KİRLETTİ’
Çağrı, yüzyıldır klarnetin kullanıldığını ama bir kişinin bile bunun üzerine bir tuğla koymadığını söylüyor. ‘Kimse kızmasın teorik olarak alt yapısını ortaya koyabilecek Serkan Çağrı’dan başka kimse yok. Sadece çalmakla olmuyor bu işler.’ Elbette bu işin üstadı olmayanların arasında şöyle bir genel kabul var: Klarnet eşittir Hüsnü Şenlendirici. Bu ne kadar doğru tartışılır ama şu sıralar Şenlendirici hep özel yaşamıyla gündemde. Çağrı’ya bu konuları sorunca yanıtı şöyle oluyor: ‘Çıplak vaziyette klarnet çalarak koşsam ben de medyanın ilgi odağında olurdum herhalde. Bize doğru batan, sivri uçları seviyoruz. Ben hep çizgimi aynı tutmaya, doğru işlere imza atmaya çalıştım. Bütün dünyanın tanıdığı bir Türk müzisyeniyim. Bunu da medya duymuyorsa topu karşı tarafa atıyorum. Sitem etmiyorum elbette. Türlü rezillikler yaparak gündemde kalmaya çalışmıyorum. Benim yanı başımda doğru bildiğim, doğru üflediğim bir klarnetim ve müzikal birikimim var. Bunları zaten yurtdışında uluslararası arenalarda yeteri kadar sergiliyorum. Türkiye’de değil ama yurtdışında daha çok tanınıyorum. Para verip de çıkamayacağınız yerlerde konserler veriyorum. Son dönemde Şenlendirici’nin yaşadıkları bizi de çok etkiledi, klarneti kirletti. İnsanlar onun yaşadığı ilişkileri genelleyip klarnete zurna demeye başladı. Klarnet ile fotoğraf çektirirken insanlar ‘Len Hüsnü gibi olma. Bu da Hüsnü gibi olur yakında’ diye laf atıyor. Elbette popüler hale gelmesinde emeği var ama yaşadıkları olumsuz etkiledi. Yıllar sonra ilk kez Mustafa Kandıralı’dan sonra klarnet geniş kitlelere ulaşmaya başladığı noktada güm, yere çakıldı. Bizim onunla tek ortak noktamız var: Elimizdeki klarnet. Yaşam biçimimiz ve duruşumuz çok farklı.’
Çelimsiz çocuk birinci oldu
Nefesim ve iki hafta önce çıkardığı Ala adlı iki albümü bulunan Serkan Çağrı katıldığı ilk yarışmayı şöyle anlatıyor: ‘13 yaşında bir yarışmaya katıldım. Çok değerli insanların katıldığı bir yarışmaydı. Jüride Okay Temiz, Mustafa Kandıralı vardı. Yaş ortalaması 40’tı neredeyse. Boyuma baktılar, bu çocuk ne çalabilir ki diye düşündüler. Zayıf çelimsiz bir çocuktum. Fakat kimsenin cesaret edemeyeceği şarkıları çaldım. Omuzlarda taşındım ve birinci oldum.’ Star |
| ETİKETLER:Otomotiv,Otomobil Fiyatları,Otomobil Haberleri,Motor Sporları,Sürüş İzlenimi,Bilgi Merkezi,Sıfır Otomobil,Otomobil İlan,Otomobil Markaları,Otomobil,Otomobil Fuarı,Galeri,Galeriler,Arabalar,Dizel Otomobiller,Elektrikli Otomobiller,Otomobil Rehberi,Motor Modeller,Motor Bisiklet,Motor Yarış,Yeni Araba,Son Model,Araba Modelleri,Araba Resimleri,Araba Fiyatları,Model Araba,Araba Satış,Araba İlanları,Araba Galerileri,Arabalar,Araba,Spor Araba,Araba Yarışları,Araba Yarışı,Araba Modifiye,Araç Satış,Araç Sorgulama,Araç,Motosiklet,Mobilet,Otomobil Markaları,Yeni Modeller,En Yeni Modeller |
|
|
| Tavsiye Et |
Yorum Yaz
|
|
|
 |
| YORUMLAR |
| Bu habere henüz bir yorum yapılmamış. |
|
|
|
|
|
|
|